Google
  • GOOGLE
  • IRMAK ÇOK HASTAYDI (:

           IRMAK KURBAN BAYRAMINDAN BU YANA SÜREKLİ ATEŞLENİYOR. BİRKAÇ GÜN İYİYSE SONRA YİNE HASTA OLUYOR. 17 OCAK IRMAK'IN DOĞUMGÜNÜYDÜ. KENDİSİDE İYİYDİ. FAKAT PAZAR GÜNÜ IRMAK BİRDEN ATEŞLENDİ VE DOKTORA GÖTÜRÜRKEN ASANSÖRDE HAVALE GEÇİRDİ. HAVALE ANINDA NELER HİSSETTİĞİMİ SİZLERE ANLATMAM MÜMKÜN DEĞİL. ALLAH HİÇ KİMSEYE YAŞATMASIN. ÇOCUĞUNUZUN ELLERİNİZDEN KAYIP GİTTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ. VE DAHA NELER NELER...  HEMEN HASTANEYE GÖTÜRDÜK. YOLDA BAYILDI. O AN SADACE BANA BAKMASI İÇİN BİLE DÜNYALARI VEREBİLİRDİM. HASTANEDE  İLK MÜDAHALEYİ YAPTILAR  VE SONRA BAŞKA HASTANEYE GÖNDERDİLER. ORADA DA TETKİKLER YAPILDI SERUM TAKILDI İLAÇ VERİLDİ. BİRAZ KENDİNE GELDİ. VE SONRA PERŞEMBE GÜNÜNE KADAR O ATEŞ HİÇ DÜŞMEDİ. ALLAHA ÇOK ŞÜKÜR IRMAK ŞU ANDA İYİ. ALLAH ONU BİZE BAĞIŞLADI.  ATEŞİN SEBEBİ BADEMCİK İLTİHABIYMIŞ. BENDEN SİZE TAVSİYE ,EĞER ÇOCUKLARINIZ ATEŞLİYSE EVDE ILIK BİR DUŞ ALDIRMADAN HEMEN DOKTORA KOŞTURMAYIN. BUNU HERKES BİLİYORDUR ASLINDA BENDE BİLİYORDUM. AMA MAALESEFKİ YAPMADIM. BU TEDBİRSİZLİK SONUCUNDA BU YAZIYI DAHA FARKLI SONLANDIRABİLİRDİM.  ŞU SIRALAR ATEŞLİ HASTALIKLAR ÇOK YAYGIN VE TEHLİKELİ BOYUTLARDAYMIŞ. AMAN DİKKAT

              .

           

    IRMAK 2 YAŞINDA

    PRENSESİME;

     

    İki yıl önce bugün hayatımızın içinde var olmaya başladın ve ben o günü hiçbir zaman unutmayacağım. Seni lk gördüğüm zaman; birkaçgün önce karnımda hareketlerini hissettiğim babanla oturup oynasa da seyretsek diye beklediğimiz  güzellik sonunda  kucağımda , yanımda !... bu duyguları tarif etmek gerçekten çok güç.   Doğumhanede seni gördüğüm ilk an sana aşık olmuştum . hayatım boyunca da bu böyle olacak.Bu kadar güçlü duygular ı sadece bir annenin çocuğuna hissedebileceğini, insan anne olduktan sonra anlayabiliyor.  Ve tabiki annesini de

     İki yıl boyunca neredeyse tek konumuz sen oldun. Emekledi, yürüdü, konuştu, ağladı, güldü... seninle ilgili duyulan bitmez tükenmez endişe ler. Her yeni hareketinde,  sözünde  yüzümüzde ister istemez beliren gülümseme. Hastalandığında geçici hastalıklar olduğunu bildiğimiz için şükretmemiz ama yinede   üzülmemiz. seni mutlu, huzurlu sağlıklı gördükçe bizimde mutlu olmamız bizim  hayatta ki tek amacımızın sen olduğunu gösterdi hep.

    İlk doğduğunda ‘’ sadece beni tanıyor, beni hissediyor ‘’ diyerek hava ata ata ortalıkta gezinmem bir süre sonra meşhur baba kız ilişkisine dönünce havam söndü ( sakın kıskandığımı sanma J) ama olsun seni çok seviyorum seninde beni sevdiğini biliyorum bebeğim.

    Bugün iki yaşına bastın ve ben bu iki yıl nasıl geçti hiç anlamadım senin her anını doya doya yaşayamadan yılların hızla geçtiğini görmek benim için üzücü bir durum oldu. İnsan bencil bir varlık hem senin her anını merak ederek, büyüdüğünde nasıl olacağını düşünerek zaman geçsin istiyorum, hemde her yeni yaşında çok çabuk geçti diye üzülüyorum.

    Sana bu yeni yaşında sağlık, huzur, mutluluk ve uzun bir ömür  diliyorum. Umarım etrafında herzaman seni seven sana güzel gözlerle bakan insanlar olur. Sende ; kalbinde kötülük, kin, nefret gibi duygular beslemeyen ,vicdan sahibi ,dürüst, herkese güzel gözlerle bakabilen bir insan ol,  Ve hep benimle ol . doğum günün kutlu olsun prensesim hep mutlu ol.

     

    ANNEN

     

    şimdi uzaklarda olan bizim çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın ırmak  doğduğunda yazdığı şiiride eklemeden geçemedim.

     

    Irmak sular gibi çoğalıp,seller kadar büyüyüp

    En güzel denizlere aksın

    Bir okyanus gibi yaşasın hayatı

    En derin, en uçsuz mutlulukları.

     

                                        Tolga

    ANNEYE VE BABAYA EĞİTİCİ MEKTUP

    Sevgili Anneciğim, Babacığım;

     

    Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

    Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.

    Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Bana oyunda, arkadaşlıkta, ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde koruyup kollamaya çalışmayın.

    Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bana yanılma payı bırakın. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

    Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

    Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

    Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık olsun.

    Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

    Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşında iken…” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

    Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dileyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

    Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.

    Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların yanında güç duruma düşürebilirim.

    Bana haksızlık ettiğinizi açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır.

    Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

    Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarda sıraladığım istekler çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

    Benden, “örnek çocuk” olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

    Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

    Sevgiler…

    (Çocuğunuz)alıntı

    BİR ŞİİRLE MERHABA

    GELDİM İŞTE


    Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
    Tenhaydı düşlerim, geceydi, çıkıp geldim işte
    Su ve ateş bir de gülünç yalnızlığım var sana
    Getirebildiğim, kokularını yitirmişti çünkü güller

    Suyu dinle ateşi yak özledim demek bu

    Parasız yatılı hüzünlerden ne kalır geriye
    Biraz Tamil biraz Türküz ayıptır söylemesi
    İntiharsa günahtır külliyen yasak bilirsin
    Pısırık bir ihtilal gibi getirdim sana bunları

    Bir de belleğim, başıma bela hazin ve komik üstelik
    Hatırla eskiyen meydan saatini, çocukluğundur
    Tayyare pulları getirdim sana evden kaçışlarımı
    İstersen yok say bunları tespih de yapabilirsin

    Beni vur saatin altında seni seviyorumdur bu

    Şiir yazan bir adamın fotoğrafı var yanımda
    Kendini ölümlü sanıyor onu getirdim ganimettir
    Büyüdü büyülenerek, taşlayarak kovdu kabilesi onu
    Suyun öte yakasında yaşadı, Sisyphos dediler adına

    Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
    Ayna pusluydu bunca yıl nice sır taşımaktan
    Kırılmanın sesini duydum ve onu getirdim sana
    Unutulmaya geldim işte onarılmaya değil
                                                   AHMET TELLİ
    UZUN ZAMANDIR BLOĞUMU GÜNCELLİYEMİYORDUM. VE ÇOK SEVDİĞİM BİR ŞAİRLE MERHABA DEMEK İSTEDİM. 

    POLONEZKÖY'DE PAZAR KAHVALTISI

         ARKADAŞLARIMIZLA PAZAR KAHVALTILARINDA EN ÇOK TERCİH ETTİĞİMİZ YERLERDEN BİRİ DE POLONEZKÖY. BU PAZARDA YİNE ORAYA GİTMEYE KARAR VERDİK. HERZAMAN STELLA'YA  KÖY KAHVALTISINA GİDİYORDUK, FAKAT BU SEFER KAHVALTILIĞIMIZI KENDİMİZ GÖTÜRMEK İSTEDİK VE UZUN BİR ARAMADAN SONRA SADECE MASA PARASI VEREBİLECEĞİMİZ POLGARDEN'I BULDUK. IRMAK VE MERT ORAYI ÇOK SEVDİLER GENİŞ BİR ALANA SAHİP OLDUĞU İÇİN ÇOCUKLAR İÇİN DE UYGUN. UYKU İÇİNDE HAMAKLARI KULLANDIK VE ÇOOOK MEMNUN KALDIK. 

          SİZLERDE PAZAR GÜNÜ TEMİZ HAVA ALALIM, ORMANDA YÜRÜYÜŞ YAPALIM, DİNLENELİM, GÜZEL BİRDE KÖY KAHVALTISI YAPALIM, AKŞAMA DOĞRUDA MANGAL YAPARIZ DİYORSANIZ. POLONEZKÖY SİZE ÇOK UYGUN. EĞER İSTERSENİZ HAFTASONU TATİLİNİZİ GEÇİRECEĞİNİZ KONAKLAMA YERLERİDE VAR.

          KAHVALTI FİYATLARI 15YTL İLE 25YTL ARASINDA DEĞİŞİYOR. BİZİM GİBİ SADECE MASA KİRALARSANIZ KİŞİ BAŞI 5 YTL VERİYORSUNUZ. YANİ KISACASI KAHVALTIYI ORADAN ALMAK DAHA MANTIKLI OLUYOR.

       

     

    ÇİÇEKLİ ANNE PASTASI

     

     

     

    Tarif için, pastacı burcunun penguenli pasta tarifine bakabilirsiniz.Çok lezzetli bir pasta.

    ANNEME MEKTUP

     

        Pazar günü anneler günü; herzaman çok sevdiğimiz annelerimize daha da fazla önem gösterdiğimiz günlerden biri. Bende bir anne olarak  sevgili  annemin,ikinci annemin ve tüm anne&anne adaylarının ANNELER GÜNÜNÜ KUTLARIM.

         Anneler günüyle ilgili ne yazsam diye düşünüyordum. Sadece seni seviyorum diye  yazmak yeterli aslında. Ama Can Dündar duygularımı  o kadar güzel ifade etmişki.  sanki aklımı okumuş gibi.Usta Kaleminle bana yardımcı olduğun için teşekkürler Can Dündar.

    Sevgili Anneciğim,
    Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
    çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler...
    ... Ve insan, zamanın nasıl insafsız
    bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
    Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
    'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden
    beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...

    Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
    değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
    Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin
    iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
    kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
    O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar
    ortak üretiyor, tüketiyoruz.
    Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
    yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz
    kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
    Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin
    en iyi annesi... Her çığlıkta
    başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
    Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin
    o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.

    Sevginle donandım...
    Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
    ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;
    Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz,
    bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e
    hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki,
    anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
    Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun,
    ben her yalanda burnumu yokladım.
    Şaşırdım. Bostandaki lahanaların,
    ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
    modasının geçtiğini gördüm sokakta...

    Söyleyemedim sana...
    'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
    eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları
    salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
    Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
    'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen;
    ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.
    Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse
    ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak
    küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
    Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

    Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
    Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
    Nasıl dar günlerde yardıma koşup,
    kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin?
    ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
    'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
    tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

    Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...
    ...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
    ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
    Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...'
    diye başladıkça ben, değişen
    takvim yapraklarını koydum önüne...

    Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?
    Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde
    yuvadan uçacağını bile bile
    koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun...
    Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.
    Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
    kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi...
    Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...
    Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
    yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...
    Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık.
    Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
    Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk.
    Ben büyürken seni de büyüttüm.

    Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
    Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
    Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
    Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu;
    yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
    öpülen kurbağalar prens oluyor.

    ...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin
    geçersizleştiğini anlatan kitapları
    kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
    O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye
    devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları...
    İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor
    sevginin değerini...
    Bense sevginden mahrum kalmaya
    fazla dayanamayacağımı biliyorum.

    O yüzden bu Anneler Günü'nde
    sana upuzun bir ömür diliyorum.
    Hem biliyor musun?
    'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......

     

    Can Dündar

    BAKIŞLARIN DÜNYAYA BEDEL

    MİTİNG VE MİNİATÜRK

                    PAZAR GÜNÜ ONBİNLERCE KİŞİ ÇOLUK ÇOCUK; ZORLUKLARLA KURULAN CUMHURİYETİ KORUMAK VE DEMOKRASİYE GÖLGE DÜŞÜRMEK İSTEYEN  İNSANLARA KARŞI SESLERİNİ DUYURMAK;, BİZ DE BURADAYIZ DEMEK İÇİN MEYDANLARA ÇIKTILAR.

                     DÜZENLENEN MİTİNGİN MUHTEŞEMLİĞİNİ ANLATMAYA GEREK VAR MI?. İSTER TELEVİZYONDAN SEYRETMİŞ OLUN İSTER MEYDANDA OLUN; AYNI ÇOŞKUYU HİSSETMEDİK Mİ?. BU KONUYLA İLGİLİ SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR. FAKAT ANKARA'DAKİ VE İSTANBUL'DAKİ MİTİNGİN ÜZERİNE SÖZ SÖYLEMEYE GEREK VAR MI?.

                    SADECE ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM Kİ ; KEŞKE İNSANLAR BU MİTİNGLERİ DÜZENLİYECEK KADAR GELECEKTEN KAYGILI OLMASALARDI.

                    PAZAR GÜNÜ HAVANIN GÜZEL OLUŞUNU DA FIRSAT BİLEREK AKŞAM ÜZERİ MİNİATÜRK'E GİTTİK. IRMAK ORAYA BAYILDI.DAHA ÇOK HAVUZLU BÖLÜMLERE. SUYA TAŞ ATMAK İSTEDİ. BU IRMAK HANIM’IN YENİ ZEVKİ AKÇAY GEZİMİZDEN KALMA BİR OYUN. BAYILIYOR. YALNIZ ORADA TAŞ BULAMAYIPTA YERDEN TAŞ ALIR GİBİ YAPIP ATTİİİ DEMESİ DE AYRI. HAYAL GÜCÜ KUVVETLİ OLACAK SANIRIM MINIATÜRK’Ü BENDE ÇOK BEĞENDİM.BU ZAMANA KADAR NEDEN GİTMEDİM HAYRET DOĞRUSU HİÇ KAÇIRMAM HALBUKİ. BAYAĞI FOTOĞRAF ÇEKTİM. ASLINDA DAHA FAZLA ÇEKMEK İSTİYORDUM FAKAT MAKİNAMIN HAFIZASI DOLDU. HEMEN HEMEN BÜTÜN MAKETLERİ BEĞENDİM. AMA BAZILARI ÇOKTA BAŞARILI DEĞİL .MESELA NEMRUTU BEĞENMEDİM. NEMRUT’TAKİ HEYKELLERİ YAPMAMIŞLAR. NEMRUT GİBİ OLMAMIŞ.

    İÇERİYİ GÜZEL TANZİM ETMİŞLER.ÇOCUKLARI GEZDİREN BİR TREN BİLE VAR

    HER  MAKETİN ÖNÜNDE SESLİ BİLGİLENDİRME CİHAZI VAR BİLETİ YERLEŞTİRİP DİNLİYORSUNUZ .YANİ BOŞ BOŞ GEZMİYORSUNUZ.

                    ATATÜRK HAVALİMANINDAN, KAPODAKYAYA, AYASOFYADAN, MERYEMANA KİLİSESİNE, ASPENDOSTAN, ARTEMİS TAPINAĞINA, MEVLANADAN, SELİMİYE ‘YE,  , BALIKLI GÖLE  KADAR  DAHA BİR SÜRÜ TARİHİ ÖNEM TAŞIYAN YER VAR. HEM MİTİNGİN OLMASI,HEM MİNİATÜRK’E GİTMEMİZ BİZİM İÇİN  OLDUKÇA VERİMLİ VE GÜZEL BİR PAZAR GEÇİRMEMİZİ SAĞLADI.

    BİLET FİYATLARINI MERAK EDENLER İÇİN TAM BİLET 5 YTL OTOPARK ÜCRETSİZ.

                İŞTE FOTOĞRAFLARIM

    GENEL GÖRÜNÜŞ

    SULTANAHMET MEYDANI ,PAMUKKALE

    KAPADOKYAKARATAY MEDRESESİ

    THYVE HAYDARPAŞA GARI

    GALATA KULESİ ERGİN VE EFES ANTİK KENTİNDEKİ KÜTÜPHANE

    DÜNYANIN YEDİ HARİKASINDAN BİRİ OLAN ARTEMİS TAPINAĞI VE AYASOFYAASPENDOS

    TBMM. VE ANITKABİR

    MARDİN TAŞ EVLERİ VE SÜMENA MANASTIRI

    MALABADİ KÖPRÜSÜ VE ALAADDİN CAMİİ

    IRMAK BABASIYLA URFA BALIKLI GÖLDE :))

    AMASYA YALIBOYU EVLERİ

    HALİKARNAS MOZALESİ

    ERGİN BOĞAZ KÖPRÜSÜNÜ GEÇERKEN:)))

    VE DAHA BİRÇOK YERİN MAKETİ AYNI GERÇEKLERİ GİBİ, YILLAR BOYU OLDUĞU GİBİ, KARDEŞÇE AYNI TOPRAKLAR ÜZERİNDE 

     

    IRMAK HANIM ÇOK GEZDİ VE SUSADI :)))

     

     

     

     

     

     

    IRMAK'IN HAYVAN SEVGİSİ :)))

            İŞ YERİNDEN ÇALIŞMA ARKADAŞIM NUMAN ( MONALİZA IRMAK'I YAPAN ARKADAŞIM) BU SEFERDE IRMAK HAYVANLARI ÇOK SEVDİĞİ PEŞLERİNDEN KOŞTUĞU İÇİN DAYANAMADI VE İMKANLAR DOĞRULTUSUNDA BİR FOTOSHOP HARİKASI DAHA GERÇEKLEŞTİRDİ.ÇOK SAĞOL NUMAN ÇALIŞMALARININ DEVAMINI BEKLİYORUZ: AMA BENİMLE İLGİLİ DE BÖYLE GÜZEL ÇALIŞMALAR HAZIRLARSAN İYİ OLUR.

             NASIL AMA ÇOK TATLILAR DEĞİLMİ.