Celâleddin Kişmir 1919 İbradı’da doğdu. Hakim olan babası İzzed Cemal Beyin görevi dolayısıyla değişik illerde okudu. İlk ve orta öğreniminin bir kısmını Konya’da tamamladı.
Liseyi Adana'da bitirdi. Ailesi babasının emekliliğinden sonra Konya’ya yerleşti. 1946 yılında girdiği Ankara Ün. DTCF’nin Türk Dili Bölümünde öğrenimini tamamladı. Askerliğini yedek subay olarak yaptı. 1948 yılında Sosyal Sigortalarda memuriyete başladı, 1954 yılında Konya Belediyesi Turizm Müdürü oldu, 1956 yılında Konya Halk Kütüphanesi müdürlüğüne atandı.
Kişmir 89 yıllık ömrünün büyük bölümünü Konya’da geçirmiştir. Bu bir asra yaklaşan ömrünü ve enerjisini kitap ve kütüphane yolunda harcamış bir kütüphaneci, sadece –kütüphaneci ve kütüphane müdürü değil aynı zamanda köşe yazarı, masal, bilmece derlemecisi, hikâye, roman, tiyatro yazarıdır.Babalık, Ekekon, Yeni Meram, Selçuk ve Yeni Konya gazetelerinde köşe yazarlığı yapmıştır. Konya ve Ankara Halkevi dergilerinde, Folklor Araştırmaları, Türk Dili, Şadırvan, Hisar, Bizim Yayla, Defne gibi dergilerde yazılar yazmıştır. Öykülerini Peynir Gemisi isimli kitapta toplamış, ayrıca masal kitapları yayımlamıştır. 1940 - 1973 yılları arasında Konya gazetelerinde yazılar, inceleme - araştırma, folklor ağırlıklı derlemeler yazmıştır. kendisi konya gazeteciler cemiyeti kurucularındandır.
Konya’da yaşadığı süre içinde Konya’nın tarihiyle, kültürüyle folkloruyla ilgilenmiş, bilgilenmiş ve elde ettiği bilgileri halkla paylaşmış, yazmış yayımlamıştır. İstanbulda'da kütüphane müdürlüğü yaptıktan sonra emekli olmuş fakat çalışmayı bırakmamış galatasaray lisesinde görevine devam etmiştir.
Sahip olduğu bütün birikimlerini hep paylaşmıştır. Kütüphanecilerin duayeni Sayın KİŞMİR’le İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Atatürk Kütüphanesi’nde yaptığımız mülakatı Kendisine uzun ömürler dileyerek sizlerle paylaşıyoruz.
Sayın Celalettin Bey 83 yaşındasınız üçüncü emekliliğiniz geldi, ancak hala görev başındasınız, bu görev aşkınızınızı neye bağlıyorsunuz?
- Bazı meslekler vardır ki bunların emekliliği olmaz Kütüphanecilikte bu mesleklerdendir. Çalışan olmalıyız, bir ayağı çukurda ayak altında dolaşan, köpek gezdiren bir emekli olmak istemem. Para için bu meslek yapılmaz. Benim buradan aldığım para zaten yol param bile değil, Nail BAYRAKTAR Bey’de ücret almadan hizmetine devam ediyor. Bu iş sevgi işi. Seven sevdiklerinden ayrılmak istemez..
- Konya’da ki Kütüphane çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
- O yıllarda 2 gezici kütüphane vardı. Onlarla Ermenek, Bozkır ilçelerine ve köylerine gider, zevkle okuyuculara kitap götürürdük. Okuyucularla severek ilgilenir, görevden başka bir şey düşünemezdik. Kütüphane heykelin orada halkevi binasındaydı (Bugünkü Devlet Tiyatrosu binası). Sonra aynı bahçe içine Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi açıldı. Halkevleri ilga edilince lisenin orta kısmının bazı sınıfları bu binada ders yapmaya başladı. Halkevi kütüphanesi ile Millet kütüphanesini birleştirdik.
O dönemde bir takım insanlar Selçuklu, Karamanlı eserlerinin etrafına ev yapıp bu eserleri yıktırmaya kalktılar. Şehabeddin Uzluk Bey Türkiye Anıtlar Derneği olarak mahkemeye başvurdu, ben o dernekte de üyeydim. Hâkim eski eserler yönetmeliğini istedi, ancak derneğin yönetmeliğini gösterip davayı kazanabildik.
Gezici kütüphane için bir araba bakanlık, bir araba da zamanın valisi Rebii Karatekin verdi. Ayrıca bir de binek arabası aldı. Onun sayesinde köylere çok kitap götürdük. Hadim, Ermenek gibi çok sarp köylere uzak yerler gittik. Fakat olmadı, çok kitap kaldı köylerde. Zamanın genel müdürü Aziz Berker Beye anlattım. “Üzülme, köylüler kitapları atacak değil ya, rafına koyacak, okuyacak” dedi.
İl Halk kütüphanesinin yapılışında büyük emeğimiz oldu. Ilgın’da çadır kütüphane kurduk Bir komutan çadırında hizmet verdik Çok tatlı günlerdi. Televizyon, Internet kitap ve kütüphaneleri vurdu. Kütüphaneler bütçe ve personel fakiri oldu bir çok kütüphanenin kapısına kilit vuruldu. Bunlar üzücü şeyler.
- Genç Kütüphanecilere tavsiyeleriniz.
- Her şeyden önce bir kütüphaneci sabırlı olacak para işini en son düşünecek.
56 yıl önce 50 küsur lira maaş alır ve özlük haklarının iyileşmesinden bahsedilirdi. 56 yılsonra yine aynı problemlerden bahsediliyor.
Kütüphaneci kendini yetiştirmeli bilgili ve görgülü olmalı, okumayı ve okuyucuyu sevmelidir. Kütüphaneci Türkçeyi iyi bilmeli ve güzel bir şekilde konuşmalıdır. Bu da çok okuyarak olur. Yani kütüphaneci önce kendisi çok iyi bir okuyucu olmalıdır.
- Kütüphanede açık raf sistemini nasıl buluyorsunuz.
- Açık raf sisteminden iyi netice alındı. Nasıl market, süpermarketlerde herkes istediğini kendi eliyle alıyorsa, seçiyorsa okuyucu istediği kitapları da eliyle seçiyor.
Galatasaray Lisesi kütüphanesinde yaklaşık 80 küsur bin kitap var gençleri kütüphaneye çekmeye çalışıyorum
Üşengeç olmadan hizmet etmeye çalışıyorum. Gençlerden ümitliyim. Kırıcı olmuyorum.
Siz aynı zamanda bir yazar ve gazetecisiniz, yazar olmak isteyenlere tavsiyeleriniz.
- Çok okuyacak ve devamlı yazacak, objektif olacak, aynı zamanda iyi bir yazar iyi bir
gözlemcidir.
Yazarlık zor bir iş. Yazar’ın yazdıklarından dolayı birçok kere başı ağrır.
Bu yüzden yazarlar özellikle memur olanlar müstear isimler kullanmalıdır. Ben Mustear isim olarak Şakir ismini kullandım, Arif Evren Yolcu, Fevzi HALICI, Fezai, Mehmet ÖNDER, Meh- Der müstear isimlerini kullanmıştır.
- Bir gününüzü nasıl geçirirsiniz.
- Hep çalışırım. İstirahat yalnız kabirde olur . Ölünce dinleneceğiz.
- Emri hak vaki olduğunda nerede dinlenmek istersiniz.
- Bir çok yakınım Konya’da defnedildi. Bende Konya’ya defnedilmemi isterim. Ancak İnsanlara eziyet etmek istemem nerede ölürsem oraya da defnedebilirler.
- En büyük eseriniz nedir?
En büyük eserim yazdıklarımdır.
- Teşekkür ederim.
Ben teşekür ederim.
**************
BEKİR ŞAHİN
CELALETTİN KİŞMİR BENİM BABAM YUKARDA OKUMUŞ OLDUĞUNUZ MESLEKİ BAŞARININ YANINDA O İYİ BİR İNSAN, İYİ BİR BABA. İDİ. ÇOCUKLARININ ÜSTÜNE TİTREYEN KÜÇÜĞÜNDEN BÜYÜĞÜNE SAYGIYLA YAKLAŞAN, HAYATI BOYUNCA KİMSEYE YÜK OLMAMIŞ BİR İNSANDAN BAHSEDİCEM SİZE 88 YAŞINDA KALÇA KIRIĞINDAN AMELİYAT OLUP ÇOK KISA BİR SÜREDE AYAĞA KALKARAK KÜTÜPHANEYE GERİ DÖNMÜŞ, BİZE AZMİN NASIL BİRŞEY OLDUĞUNU BİRKEZ DAHA GÖSTERMİŞTİ. BİZE HEP İNSANLARI SEVMEYİ ONLARA SAYGI DUYMAYI ÖĞRETMİŞTİ.
25 NİSAN 2008'DE OKULDA BÜYÜK BİR BAŞAĞRISIYLA BAŞLAMIŞTI. KARDEŞİM HASTANEYE YATIRDIK AMA HEMEN GELMENE GEREK YOK DEDİ. ZATEN İŞTEN ÇIKMAMA 2 SAAT VARDI. SESİDE İYİ GELİYORDU. AKŞAM HEMEN ŞİŞLİ ETFALE GİTTİM. BAKTIM BABAM YATIYOR. KONUŞAMIYOR. BÜYÜK BİR BEYİN KANAMASI ERTESİ GÜN SAĞ TARAFINA FELÇ GELDİ. AMA HALA BİRAZ BİLİNÇ AÇIKTI. ELLERİMİZİ HİÇ BIRAKMAK İSTEMİYORDU. BENİM ELİMİ TUTTUĞU BİR ANDA GÜÇTE OLSA ELİNİ BOYNUMA GETİRDİ BENDE EĞİLDİM VE SAÇIMI OKŞADI BANA BAKARAK. HERHALDE BU BİR HOŞÇAKALDI.SANIRIM BABAMDA DAHİL ARTIK AZMİN BİLE GALİP GELEMEYECEĞİ BİR YOLA GİRDİĞİMİZİN FARKINDAYDIK. DAHA SONRAKİ ZAMANLARDA BİLİNÇ HEP KAPALIYDI. YOĞUN BAKIMDA YANINA HİÇ GİREMEDİK. AMA BABAMI HASTANEDE YALNIZ BIRAKMADIK. HEP UZAKTAN BAKTIK AMA OLSUN. SADECE CUMARTESİ İLK DEFA GECE GEÇ SAATTE EVE GELDİK. VE BABAM 4 MAYIS 2008 PAZAR GÜNÜ SABAH SAATLERİNDE 89 YAŞINDA HAYATA GÖZLERİNİ KAPADI. 89 YAŞ İYİ BİR YAŞ DİYENLERİNİZ VAR BİLİYORUM. TABİKİ ÖYLE AKSİNİ DÜŞÜNMEK ZATEN NANKÖRLÜK OLUR. AMA İNSANIN ANNESİ- BABASI SÖZKONUSU OLUNCA İNANINKİ YAŞ ÖNEMLİ OLMUYOR. . ALLAH İNSANLARA SIRALI ÖLÜMLER VERSİN, ACILARIMIZI UNUTTURUCAK ACILAR TATTIRTMASIN. DİYORUZ. ÇOK ÇEKMEDİ DİYORUZ. ....... YALNIZ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ VE HİSSETTİĞİNİZ DUYGU ONU BİR DAHA GÖREMİYCEK OLMAMIZ OLUYOR. İNSANA HEP BİRŞEYLER EKSİK KALMIŞ GİBİ GELİYOR. SANIRIM KAÇ YAŞINIZDA OLURSANIZ OLUN BABANIZIN KÜÇÜK KIZISINIZ. HEP KUCAĞINDA OLMAK İSTEYEN KÜÇÜK KIZI.........
BENİMDE DEDEM VEFAT ETTİĞİNDE BEN IRMAKLA AYNI YAŞTAYMIŞIM. NE KADAR TESADÜF DEĞİLMİ.
BABACIĞIM SEN BİZE HİÇBİR ZAMAN YÜK OLMADIN. HANİ RÖPORTAJINDA DEMİŞSİN YA KONYADA DEFNEDİLMEK İSTERİM AMA KİMSEYEDE EZİYET ETMEK İSTEMEM DİYE; İNANKİ BABA HİÇ EZİYET ETMEDİN NE YAŞARKEN NEDE VEFATINDA SEN RAHAT UYU. HAKKINI BİZE HELAL ET. SENİN HAKKIN ÖDENMEZ. ALLAH HERKESE SENİN GİBİ UZUN ,SAĞLIKLI BİR ÖMÜR NASİP ETSİN BABACIĞIM.
DOĞAN CÜCELOĞLU BİR SEMİNERDE SORMUŞ. ÖLDÜKTEN SONRA ARKANIZDA BIRAKMANIZ GEREKEN EN ÖNEMLİ ŞEY NEDİR DİYE. KARİYER, BAŞARI VB. CEVAPLAR VERİLMİŞ. ODA EVET HEPSİ ÖNEMLİ AMA EN ÖNEMLİSİ ÖLDÜKTEN SONRA NE KADAR İYİ MÜKEMMEL BİR İNSANDI DİYE ANILABİLMEKTİR. DEMİŞ.
KARDEŞİMİNDE SÖYLEDİĞİ GİBİ BABAM BİZE VERİLMİŞ BİR ARMAĞANDI. İŞTE BEN ŞU ANDA HER YÖNDEN MÜKEMMEL BİR İNSANIN BABAMIN ARKASINDAN AĞLIYORUM. MEKANIN CENNET OLSUN BABACIĞIM SENİ ÇOK SEVİYORUM.
* * * *
KIZIN